16 Eylül 2016 Cuma

Markaların kaderi mağazalarda yazılıyor...

Markaların kaderi mağazalarda yazılıyor. Her 10 kişiden sadece 2’si, mağazaya girdiğinde sürekli kullandığı markayı satın alıyor...
Alışverişçilerin %70’i,
satın alma kararını mağaza içerisinde veriyor
‘Markaların kaderi, mağaza içinde yazılıyor’ diyerek sözlerine başlayan REM People Yönetim Kurulu Üyesi Emre Haraççıoğlu, şunları söyledi: “Yapılan araştırmalarda, alışverişçilerin %70’i, satın alma kararını büyük oranda mağazanın içinde veriyor. Alışveriş kararları mağaza içerisinde verildiğine göre, markaların mağazalardaki görünürlük başarısı büyük önem kazanıyor. Pazarlamacılar, mağazalardaki marka imajını güçlendirmek için daha akılcı ve hedefe yönelik programlar geliştirmelidir ve bu programlar güçlü tanzim teşhir uygulamalarıyla desteklenmelidir” dedi.

Markalar, alışverişçilere mağazada dokunduğu oranda başarılı oluyor
Hangi marka ürün satın alınacağı kararının büyük oranda mağaza içerisinde verildiğinin altını çizen Emre Haraççıoğlu, şunları kaydetti:
“Alışverişçilerin %70’i plansız alışveriş yapıyorsa, geriye kalan %30 gibi hala alışverişini planlayan bir kitle var. Fakat bu oran, yanıltıcı olmasın. Planlı alışveriş yapan yaklaşık %30’luk kitle, sadece ihtiyacına göre ne alacağını belirliyor. Hangi marka ürünü satın alacağının kararını ise, büyük oranda mağazada veriyor. Planlı alışveriş yapan %30’luk bölümün, %10’u ise mağazadaki alışveriş sırasında almayı planladığı markayı değiştirebiliyor. Bu durumda, her 10 kişiden, sadece 2 kişi mağazaya girdiğinde sürekli kullandığı markayı satın alıyor” diye konuştu.  

Tüketicinin gözünün önünde olan ürünler, alışveriş sepetine giriyor
Markaların etkin görülebilir olmasının önemine vurgu yapan Emre Haraççıoğlu, şunları anlattı:
“Alışverişçilerin %20’den fazlası, mağazaya girdiğinde daha önce hiç planlamadıkları ürünleri alarak çıkıyor. Nitekim her 4 kişiden 1’i, o anda rafta ya da diğer teşhir alanlarında kendisine en çok görünen ürünü satın alıyor. Alışverişçilerin %60’dan fazlası da, hangi markadan ne kadar alacağına mağazanın içinde karar veriyor. Kısaca, mağazalardaki markalar, etkin görülebilirlik sağlandığı oranda şansını arttırır, aksi halde olumsuz senaryolar ortaya çıkar. Özetle, göz önünde olan ürünler, alışveriş sepetine girmektedir”  şeklinde konuştu.

Alışverişçilerin %10’u ise, aradığını bulamadığı için mağazadan ayrılıyor
Her 10 kişiden 1 kişinin aradığını bulamadığı için hiçbir şey satın almadan mağazadan çıktığını anlatan Emre Haraççıoğlu, şunları kaydetti:
“Belki o an aradığı ürünler, mağazada herhangi bir yerde bulunsa bile, etkin bir görülebilirlik sağlanmadığı için alışverişçiler mağazadan ayrılabiliyor. Bu durum gösteriyor ki, mağaza içerisinde alışveriçileri yakalamak için onların ilgisini çekecek pazarlama aktiviteleri düzenlemek ve etkili tanzim teşhir yapmak oldukça kazançlıdır. Çünkü alışverişçi, mağazaya satın alma niyetiyle ve para harcamaya hazır olarak girmektedir.” dedi. 

11 Nisan 2016 Pazartesi

Tam Tane Tahıllı Uno Premium Ailesi ile Tam Beslen Tam Yaşa

UNO Premium ailesi sayesinde Türkiye’de ilk kez bir tam tane tahıllı ekmek portföyü var.

Peki tam tane tahıllı ekmek ne demek?

İster buğday, ister çavdar, yulaf veya başka bir tahıl olsun, tahıl tanesinin tam halde, yani ayrıştırılmadan, doğal haliyle kullanılması demek. Tam tane tahıllı ekmekte tahılın sadece unsu özü değil, ruşeym ve kepek kısımları da kullanılıyor. İşte bu yüzden Tam Tane Tahıllı UNO Premium ekmek, yüksek vitamin, mineral, lif ve hatta protein içeriyor. Kahvaltılarda ve ara öğünlerde tost olarak tüketilebiliyor. Ana öğünlerde et, balık, sebze yemeklerinden salatalara kadar çeşitli lezzetlerin eşlikçisi olabiliyor. Ayrıca özel günlerde enfes tariflerle kanepe çeşitleri hazırlamakta da kullanılabiliyor. Ekmek tüketirken sadece doymak değil, tam anlamıyla beslenmek isteyenlere Tam Tane Tahıllı UNO Premium ekmekleri tavsiye ediyorum.

Daha fazla bilgi almak için videolarını izleyebilir ve Facebook hesaplarını takip edebilirsiniz. Sağlıkla kalın,

https://www.facebook.com/UNOEkmek/

#TamBeslenTamYaşa

Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Mart 2016 Pazar

Hıdiv Kasrı'nda kahvaltı tadım etkinliği...

Herkese merhaba. Bu sıkıntılı günlerde yazı paylaşmak güç ama bir şekil hayat devam ediyor. Uzun süredir yazmaya fırsat bulamadığım bu yazıyı yazayım dedim... Geçtiğimiz ay Hıdiv Kasrı'nda bir blogger buluşmasına Uba Foto Ümit bey tarafından davet edildim. Seve seve kabul ettim tabi. Beltur'a bağlı Hıdiv Kasrı Beykoz'da...

9 Mart 2016 Çarşamba

Çamaşır Çoksa Tursil'le Yıka...


Blogger olmanın en iyi yanlarından bir tanesi de şu ki hayattan bunaldığınız anlarda bir lansman çıkıyor ve yeni ürün tanımanın yanı sıra sosyalleşiyorsunuz. Sevgili MedPartners'in davetiye Tursil'in blogger eventine davet aldım. Açıkçası onlar çağırdı mı hiç destursuz katılıyorum. İşyerinden izin alıp gittim. 15 dk geç çıkmamın sıkıntısı bir yana Ortaköy'de mekan aradım. :) Mekan Feriye Lokantası'nda idi.

8 Mart 2016 Salı

Kepek Unlu Su Böreği...

Hamur işlerinde en sevdiğim böreklerden birisi su böreği benim için. Ortanca teyzemden öğrendiğim kadarıyla biliyorum. Ve o tarif damak zevkime uygun. Farklı tariflerde su börekleri yapılabilir. Tabi biraz sağlıklı olması bakımından kepek unu ile yaptım. Lezzeti değişsede normaline göre daha içime sinerek tükettim. Su böreği tarifini genelde herkes zor diye tarif etsede bana pratik geliyor. Belki sabırlı bir insan olduğum için olabilir. :)

6 Mart 2016 Pazar

Ali Nazik Dolması...

Blogger olana kadar Ali Nazik yemeğini kabak dolmasının bir türü olarak biliyordum. Fakat çevremde baktım bayağı farklı bir şekilde farklı bir tarif yapılıyor. Neyse bu benim tarifim. :)
Yöremin lezzetli yemeklerinden. Birazda özen gösterdiğimiz misafirlerimize ikram etmek için güzel bir yemektir. Kıyması bol pirinci az yemeğin buyrun tarifine :)

22 Şubat 2016 Pazartesi

Damat Paçası...


Geçtiğimiz hafta Yemek Şenliği organizasyonuna Yöresel Et Yemekleri ile finalist olarak katıldım. İlk etapta yemek yarışması için fotoğraf atmıştım. Sonra da finale kaldığımı öğrendim. Bu tarz yarışmaları çok sevmiyorum. 1000 defa denediğiniz bir yemeğinizin şartlardan veya farklı damat tatlarından dolayı oylamaya tutulması aslında hiçte hoşuma gitmiyor. Yine de finale kaldığımı öğrenmek güzeldi ve kıramayacağım insanlardan dolayı katıldım. Finale kalan yemeğim damat paçasıydı.

21 Şubat 2016 Pazar

RAMADA ENCORE ISTANBUL AIRPORT OTEL blogger etkinliği...



Geçtiğimiz ay blog yazarı olarak bir etkinliğe davet edildim. Uzun zamandır katılamıyordum yoğunluktan. Artık yoğunluğum bitmişti. Ve de hafta sonu olunca kaçırmak istemedim. Sefaköy / Beşyol Metrobüs durağında inip Avcılar yönüne doğru sol taraftaki cadde içinde kalan mekan oldukça şık bir yerde... Geç kalacağım korkusuyla 1 saat erken gitmişim. Neyse ki sevgili blogger arkadaşım Arzu (Lezzet Tramvayı) ile karşılaştım. Uzun zamandır görüşemiyorduk. Güzel bir tevafuk oldu. :)

5 Şubat 2016 Cuma

Haburbanlı (Narlı Mercimek) Çorbası...

Yöresel lezzetlere takmış durumdayım, beni takip edenler bilir... :) Annemin anneannesinin yaptığı yöresel bir çorba bu. Faydası varmış. Ama nar öyle güneydoğuda az bulunduğu için özel bir yemek olarak tüketiliyormuş. Meyvelerden narı pişirdiğimiz mercimekli çorbaya eklenmesiyle yapılıyor. Annem her yıl 1 defa yapar. İlk kez görüntüleme imkanım oldu. Zira hemen bitiyor çorba. :)

13 Ocak 2016 Çarşamba

Can cana hediyeleşme etkinliği...

Beni şahsen tanıyanlar bilir. Hediyeleşmeyi çok severim. Büyük küçük demem, zamanlı zamansız demem çok kişiye hediye alırım. Sevgili www.pinarlahayat.com Pınar'ın daveti üzerine 7 kişilik bir hediyeleşme grubuna dahil oldum. Açıkçası işlerimin yoğunluğundan kim geliyor kim gelmiyor diye bakmadım. "E dedim işin ucunda Pınar varsa zaten kaçırılmaz, gidilir." diye düşündüm. Tabi tanımadığım kişilerdi. İnsanın tanıdığına hediye alması güç iken tanımadığına hediye alması apayrı bir zor. Mutfak eşyası artık baydı ve makyaj malzemesi oldukça riskliydi. Mağazaları gezerken herkesin kullandığı ve 3. 5. olsa bile sürekli gerekliliği olan havlu geldi aklıma. Bir mağazaya girdim. Baktım tam çeyizlik el ve yüz havlusu, takım. Hemen aldım. Çok hoşuma gitti. Etkinlik günü işten izin alıp buluşacağımız mekana doğru yol aldım. Tabi her zamanki gibi geciktim. :)

11 Ocak 2016 Pazartesi

Holuşka (Haluşka)...

Kimi holuşka diyor kimi haluşka. Kim ne derse desin öğrendiğim kişi ne dediyse öyle tarif aldım ve öyle yedim. Artık bilemiyorum. :))

Sevgili mesai arkadaşım Merve'nin ofise getirmesiyle bu yemeği tanıdım. Kendisi Antalya'lı. Köyünün meşhur yemeklerindenmiş. Ben çok sevdim. Ve de oldukça pratik geldi. E malum yöresel yemeklere akıl yormayı ve yapmayı seven biri olarak kaçırmadım tarif fırsatını. Sağolsun annesinden bizzat öğrendim. Bloğumun sloganı yine geçerli oldu. Annelerimizden öğreniriz yemek yapmayı demiştim. Çok konuştum, tarifine geçeyim bari ben. :)) 
Malzemeleri:
2 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tuz
1 kase yağsız peynir (lor, çökelek vs olabilir.)
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı sıvı yağ
1 tatlı kaşığı pul biber
1 tatlı kaşığı toz biber
1 baş kuru soğan
1/4 bağ maydanoz
Su

5 Ocak 2016 Salı

Vissmate / Temizliğin Kırmızı Kahramanı...


Geçenlerde denemem için vissmate bana çamaşır suyu göndermişti. Hemen denedim ama ancak yazıyorum. Yoğunluktan mutfağa pek giremiyorum. Annemde yaş aldı artık yetişemiyor. Sanırım unuttu bir süredir. Baktım lavabo fena olmuş sararmaktan. E hijyen dediler, maximum koruma dediler denemeden olmazdı. :)

31 Aralık 2015 Perşembe

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.

Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.

Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.

Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.

Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.

Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.